Atatürk Çağı?

Atatürk, bugün belki de Cumhuriyetin arkada kalan hiçbir döneminde olmadığı kadar tartışılıyor. Tartışma, siyasi hayatımızda yer alan bütün akımlar tarafından değişik amaçlarla gündemde tutuluyor.

Kimileri Mustafa Kemal Atatürk’ün temsil ettiği ve milletimizin bilincinde bugün de çok güçlü olarak yaşayan anlayışta, siyasi ve ideolojik hedeflerine ulaşmanın önündeki en büyük engeli görüyorlar. Haklılar da! Onun için her fırsatta Mustafa Kemal Atatürk’e saldırarak, onun toplumumuzdaki etkisini yıkmaya çalışıyorlar.

Emperyalistler, onların neoliberal işbirlikçileri, etnik bölücüler, Ortaçağ özlemcisi tarikat ve cemaatlerin hepsi Atatürk düşmanlığında birleşiyorlar. Çünkü hiçbirisi, Atatürk’le hesaplaşmayı sona erdirmeden hedefine ulaşamayacak. 2000’lerin başında AB Büyükelçisi Karen Fogg’un “Türklerin tarihiyle hesaplaşmak gerek” derken kastettiği tam da buydu.

Kaftancıoğlu

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun, “Atatürk” yerine “Gazi Mustafa Kemal” söylemeyi tercih ettiğini açıklaması en başta CHP içinde büyük tartışmalara yol açtı. Ve Atatürk’ün kurucusu olduğu Partinin bugün nerelere gelmiş olduğunun çarpıcı bir göstergesi oldu.

Kaftancıoğlu’nun önde gelen temsilcilerinden biri olduğu CHP içindeki neoliberal hizip, Atatürk’ün tam bağımsızlık ilkesine, milli devlet anlayışına, bugün verilmekte olan “Vatan Savaşı”na, emperyalizm destekli etnik bölücülüğe ve teröre, ermeni soykırımı yalanına karşı milletçe verdiğimiz mücadeleye vb. vb. karşıdır.

Aslında yukarda başlıklar halinde verdiğimiz mücadeleler, Atatürk’ün önderlik ettiği Milli Demokratik Devrimimizin bugünkü ifadesinden başka bir şey değildir. Dolaysıyla günümüzün sıcak mücadele alanlarında Türkiye düşmanları ile birlikte saf tutanlar Atatürk’e de karşı olacaklardır.

Normal olarak Atatürk’ten söz edilirken “Atatürk” de denilebilir, Gazi Mustafa Kemal de. Ama eğer bir kişi “ben Atatürk değil de Gazi Mustafa Kemal demeyi tercih ediyorum” diyorsa bu bir “niyet” ifadesidir.

Gazi Mustafa Kemal “Atatürk” soyadını, Milli Kurtuluş savaşına ve Cumhuriyet Devrimi’ne önderlik ederek millete yaptığı büyük hizmetlerin karşılığı olarak aldı. Siz Atatürk adını kullanmaya karşı olduğunuzu söylerseniz aslında Cumhuriyet Devrimine karşı konumlanmış olduğunuzu itiraf etmiş oluyorsunuz. Ve tabii ki bugünkü misyonunuzu da…

Bir başka cenahtan saldırı

Bugün Lozan’ı küçümseyenler ve Cumhuriyet Devrimleri’ne karşı çıkanlar da Kaftancıoğlu ile aynı mantıktan hareket ediyorlar.

Atatürk Ortaçağ’a en büyük darbeyi vurdu. 70 yıldır Atlantik desteğinde yeniden başlarını kaldıran tarikat-cemaat takımı da daha ileri hedeflere ulaşmalarının Atatürk’le bir hesaplaşmadan geçtiğini çok iyi biliyorlar.

Ama elbette cemaat-tarikat takımının Atatürk’e yönelik büyük hınçlarının esas nedeni, tam 70 yıldır bütün saldırılarına rağmen Atatürk’ün dimdik ayakta duruyor olmasını görmelerindendir.

Lozan ise emperyalizme ve piyonlarına karşı verilen savaşın, kazanılan zaferin tescil belgesidir. Lozan’ı küçümsemek emperyalizme karşı verilen savaşı, kazanılan zaferi küçümsemektir. Bu tavırlarda ısrar edenlerin, emperyalizme karşı vatan savunmasının bütün sıcaklığı ile yeniden gündemimize girdiği bugün, büyük bir zaaf içinde oldukları tartışmasızdır.

Atatürk Çağı

Ama Atatürk’ü gündemde tutanlar sadece Atatürk düşmanları değildir. Atatürk’ü her geçen gün daha güçlü bir şekilde gündeme getiren esas neden, Türkiye’nin içinde bulunduğu durum ve onun temsil ettiği programa duyulan ihtiyaçtır.

Türkiye Atatürk’ün önderlik ettiği Cumhuriyet Devrimi’yle Emperyalist boyunduruktan kurtularak Tam Bağımsız bir ülke ve Ortaçağ kalıntılarını temizleyerek demokratik bir ülke olma mücadelesini verdi.

Yani Milli Demokratik Devrimi’ni tamamlama mücadelesidir söz konusu olan. Kemalist Devrim, Bizim Milli Demokratik Devrimimizin en önemli hamlesiydi ama yarım kaldı.

Türkiye’nin önündeki esas görev yarım kalmış olan Kemalist Devrimi tamamlamaktır. Yani tam bağımsızlık ve Ortaçağ ilişkilerinin bütünüyle tasfiyesi önümüzdeki görevdir. Bu, Türkiye’nin, Türk Milletinin en büyük talebidir.

Bu konuda en büyük ihtiyacımız, tarihimizde bu yöndeki en büyük atılımımızdan kuvvet almaktır. Kısacası Türkiye’nin Atatürk’e bugün her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır. Onun içindir ki Atatürk’ü gündeme getirenler sadece onun düşmanları değil aynı zamanda ona ihtiyaç duyanlardır.

Aslında birbirinin tam zıddı olan bu iki durum, gerçeğin iki yüzünden ibarettir. Birbirinin olmazsa olmazıdır.

Yarım yüzyıllık bir kesintinin ardından 28 Şubat’la birlikte yeniden “Atatürk Çağı’na” girdik. Bu Çağ, aynı zamanda emperyalizm ve Ortaçağ güçleri ile nihai hesaplaşma çağı olacaktır.

Onun için şimdi Atatürk kaçınılmaz olarak öne çıkıyor. Düşmanları onu yok etmek için milletimizin büyük çoğunluğu ise bu büyük kavgada en büyük silahları olan Milli Kurtuluş ve Demokratik Devrim’in önderine duydukları ihtiyaçtan dolayı Atatürk’ü gündemden düşürmüyorlar.