“Üçüncü İttifak” sorunu üzerine (2)

Seçim sistemi ve Meclis dışı Partilerin başarı elde etmesinin önündeki büyük engel olan baraj, siyasi partiler arasında ittifaklar kurulmasını zorunlu kılıyor. Varolan iki İttifakın ikisi de sistem içinde. İki ittifak da, 70 yıldır içinde olduğumuz ve Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu çıkmazın esas nedeni olan Atlantikçi piyasa sistemi içinde iktidar olmayı savunuyor. ​İki İttifak dışında bugün üçüncü bir ittifak oluşturmak amacıyla yola...

Continue reading

“Üçüncü İttifak” sorunu üzerine (1)

18 Ocak günü HDP’nin çağrısı ile kendisini, “sol-sosyalist” olarak tanımlayan sekiz parti ve hareket, Cumhur ve Millet ittifakları dışında bir üçüncü ittifakı oluşturmak amacıyla toplandı. HDP’nin öteden beri bu yönde çağrısı olduğu biliniyor. Son seçimde HDP listelerinde yer alarak Meclise girmiş olan TİP de, seçimde HDP ile birlikte hareket edilerek üçüncü seçeneğin oluşturulması çağrısı yapmıştı. Türkiye sosyalistlerinin, HDP ile...

Continue reading

Ekonomik krize köklü çözüm: Batı Asya Birliği

Dünya’nın ve ülke olarak içinde bulunduğumuz Batı Asya’nın, nereye doğru gittiğini doğru olarak tahlil etmeden, son 40 yıldır içinde debelendiğimiz ekonomik krizden köklü olarak kurtuluşun yolunu bulmamız mümkün değildir. Tespit etmemiz gereken iki önemli gerçek bulunuyor: Birinci olarak yaşamakta olduğumuz kriz, ülke olarak İkinci Dünya Savaşı’nın ardından dahil olduğumuz Atlantik Sistemi’nin krizidir. Üstelik Atlantik Sistemi’nin başındaki...

Continue reading

Krizin çözümünde Suriye anahtarı

Türkiye’nin Suriye politikası, hiç şüphe yok öncelikle bir milli güvenlik sorunudur. AKP’nin ABD’nin peşine takılarak Suriye’nin iç işlerine karışmaya başladığı, dünyanın dört yanından ABD ve işbirlikçilerinin örgütleyip Suriye’ye gönderdiği onbinlerce şeriatçı teröriste ev sahipliği yapmaya başladığı, Davutoğlu’nun gene ABD adına Şam’a gidip Hükümet’te kimin yer almasını dikte etmeye çalıştığı günlerden beri böyledir. Milli...

Continue reading

Çözüm: Kamulaştırma

Hükümetin elinde ekonomiyi yönetmek için herhangi bir “para politikası aracı” yoktur. Çünkü iç piyasamızda Türk lirasının değil, Dolar ve Euro’nun egemenliği vardır. Bu da Türkiye’nin“para politikası araçları”nın Ankara’nın değil, Vaşington’un, Londra’nın ve Berlin’in elinde olduğu anlamına gelir. Aynı şekilde Ankara’nın elinde ekonomiyi yönetmek içim herhangi bir “iktisadi politika aracı” da yoktur. Hükümetin elinde...

Continue reading