Süreci doğru okumanın anahtarı

Emperyalizm çağında yaşıyoruz. Günümüzün temel çelişmesi, emperyalizm ile gelişmekte olan dünya arasındadır. Ülkemizi ele alırsak baş çelişme, emperyalizm ve onunla kader birliği yapmış işbirlikçiler ile bütün millet arasındadır. Ve Devrim, içinde bulunduğumuz çağda, emperyalist cephe zincirinin en zayıf halkasından kırılması olayının adıdır. Bu yazdıklarımız, günümüzde Devrimin “amentüsü”dür.  20. yüzyılla birlikte herhangi bir...

Continue reading

Tertibin ayakta kalan son mevzisi

2001 yılında Afganistan’ın işgaliyle uygulamaya konulan Büyük Ortadoğu Projesi’nin iki boyutu vardı. Birincisi, hedef ülkelerden bazılarını askeri zorla “yola getirmek”; Afganistan, Irak, Libya ve Suriye’de bu yönteme başvuruldu. İkinci olarak ise kalan ülkeleri, içerde yapılacak operasyonlarla BOP ile “uyumlulaştırmak!” Böylece birçok ülkede projeyle uyumlu iktidarlar işbaşına getirildi. Bu arada muhalefet partileri de “dizayn”...

Continue reading

İnsanoğlunun koyun ve keçiye can borcu

Aztekler 1487 yılında Mayor tapınağının açılışında 20 bin insanı, tam dört gün süren bir törenle kurban ettiler. Rahipler dört gün boyunca kurbanların kalplerini çıkardılar ve Güneş tanrısı Huitzilopochtli’ye sundular. Güney Amerika’da 1475 yılında İnkalar tarafından ortalan kaldırılan Chimu uygarlığının son dönemine tarihlendirilen, yaklaşık 140 kadar çocuğun toplu olarak kurban edildiğini gösteren kalıntıların Peru’da gün ışığına...

Continue reading

Ayasofya, lanet ve rahmet

Ayasofya konusu gündeme geldiğinden bu yana üç yazı yazdık ve artık yazmama kararındaydık. Ama Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Cuma hutbesinde Mustafa Kemal Atatürk’e yaptığı saldırı görmezden gelinemezdi. Son bir yazı yazmak şart oldu. Şart oldu çünkü Ali Erbaş Ayasofya’daki Cuma hutbesine, elinde kılıç ile çıktı – bizzat kendi ifadesinden Ayasofya’da Cuma hutbelerinde kılıç ile çıkmanın II. Beyazıd ile birlikte sona erdirildiği...

Continue reading

Ayasofya kararı ve dış güçler masalı

Yarın Cuma namazı ile birlikte Ayasofya, büyük bir propaganda eşliğinde ibadete “açılıyor”. 1950’lere ait emlak kayıtlarında “cami” olarak geçen, 1980’lerden bu yana yani neredeyse 40 yıldır resmi görevli imamın namaz kıldırdığı Ayasofya’yı, “yeniden ibadete açıyoruz” propagandasındaki garabeti bir yana bırakalım. Ayasofya tartışmaları ile birlikte Ak Parti’nin bu kararını destekleyenlerin en çok dillendirdikleri görüş; “Atatürk...

Continue reading