12 bin yılın mirası: İnsanlığın “Kaybolan Cenneti” (2)

Batı Asya’da günümüzden yaklaşık 12 bin yıl öncesinden başlayıp kabaca günümüzden 6 bin yıl öncesine kadar (MÖ 4000) süren dönem, insanlığın “Kaybolan Cennet”idir. Sözkonusu dönem ile ilgili olarak çalışan bilim insanları, bu dönemdeki insan topluluklarının eşitlikçi ve barışçı bir yaşam sürdüğü şeklindeki görüşlerini şu verilere dayandırıyorlar: 1.İncelediğimiz dönemin başlangıcında eşitsizliğin zemini olabilecek artı ürün...

Continue reading

12 bin yılın mirası: İnsanlığın “Kaybolan Cenneti” (1)

Hatırlanacaktır; Kovid-19 salgınının ilk aylarında dünya, kapitalist Batı ülkelerinde huzurevlerinde ölüme terk edilen yaşlıları konuşuyordu. Ama ne Koronavirüs salgınının ilk ortaya çıktığı Çin’de, ne hemen ondan sonra salgının görüldüğü İran’da ve ne de şu ana kadar hasta sayısı bakımından Avrupa ülkelerinden çok da geride olmayan Türkiye’de, salgın karşısında kaderleri ile başbaşa bırakılan yaşlı haberini hiç okumadık...

Continue reading

Yüz yaşındaki Parti

Çin Komünist Partisi 1 Temmuz 1921 yılında kuruldu. Bu yıl kuruluşunun 100. Yıldönümünü kutluyor. Başarılarla dolu olan bir asır. Sadece belli başlı bazı verilere bakıldığı zaman bile sıra dışı bir durumla karşı karşıya olunduğu anlaşılır. Çin’in Dünya ekonomisi içindeki yeri, 20. yüzyılın başında yüzde 1 kadardı. ÇKP’nin iktidarı aldığı 1949 yılında da bu tablo değişmemişti. Çin ekonomisi sonraki 65 yıl içinde ortalama yüzde...

Continue reading

Devrim iklimi ve Devrimci Seçenek

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı kayıtlarına göre 2020 yılında 27 yeni siyasi Parti kurulmuş. 2021 yılında ise bu kadar çok yeni Parti yok ama neredeyse her ay yeni bir Partinin kurulduğu haberlerini almaya devam ediyoruz. Sadece bu rakamlar bile toplumumuzun büyük bir arayış içinde olduğunu göstermeye yeter. Kamuoyu yoklamalarında yüzde otuz civarında çıkan kararsız seçmen kitlesinin varlığı da bu gerçeğin başka bir kanıtıdır. Mevcut Partilerin...

Continue reading

Türkiye’nin zorunlulukları ve AKP iktidarı

İnsanlığın, tarih içindeki yürüyüşünü belirleyen yasalar vardır. Buna insan toplumunun zorunlulukları da diyebiliriz. Avcı ve toplayıcılıktan, üretim ekonomisini geçiş, sınıflı topluma ulaşma, feodal ve kapitalist aşamalar ve nihayet her türlü sınıflaşmanın, baskının ve sömürünün olmadığı bir dünyaya doğru ilerleme. Dünyanın hiçbir bölgesi, hiçbir insan topluluğu bu sürecin dışında olmadı. Onun için söz konusu gelişmeyi belirleyen...

Continue reading