Sosyalistlerin birliği (2)

1970’LERDEKİ BÖLÜNME Ama 1960’ların sonlarında başlayan bölünme, MDD – SD ayrışmasıyla kalmadı. 1969’dan başlayarak Sosyalist Sol, hem MDD, hm de SD’ciler arasında olmak üzere tekrar tekrar deyim yerindeyse amip gibi bölünmeye başladı. 1970’li yıllar bu şekilde devam etti. 1978 – 79 yıllarına gelindiğinde toplam olarak 60’ın üzerinde parti ve örgüt çıktı ortaya. Sol içinde, ilk başta fikir ayrılıkları şeklinde ortaya çıkan tartışmalar...

Continue reading

Sosyalistlerin birliği (1)

2023 seçimlerine giderken Türkiye sosyalistlerinin çözmeleri gereken iki önemli sorun bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, sistemin hali hazırda halkın önüne koyduğu üç seçeneğin (Cumhur ve Millet İttifakları ile HDP etrafında oluşturulmak istenen ittifak) karşısına, Türkiye’nin yaşamakta olduğu derin ekonomik, siyasi ve toplumsal krizden çıkışa önderlik edecek sistem dışı, inandırıcı bir devrimci seçenek koyabilmektir. Böyle bir seçenek, ancak sisteme...

Continue reading

Vatanın geleceğine suikast

Bir arkadaşım anlattı. Ankara’daki bir akrabası “oğlum dinini öğrensin, iyi bir çocuk olsun” düşüncesi ile sekiz yaşındaki çocuğunu Kuran kursuna gönderiyor. Kursa devam eden çocuk bir müddet sonra kız kardeşine neden başını örtmediğini ve günaha girdiğini söylemeye başlıyor. Daha da ötesi babasının veya diğer erkeklerin kendi kızıyla da olsa bir yerde yalnız kalmaması gerektiğini söylüyor. Ablasına, “erkeklerle yan yana oturma” demeye...

Continue reading

“İkinci Ekmeleddin Vakası”

2012 ve 2013 yıllarında yükselen büyük halk hareketinin iki önemli sonucu oldu. Halk hareketi, birinci olarak AKP – FETÖ ve PKK’dan oluşan iktidar blokunu çatlattı. İkinci olarak yedi yıldan beri Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ve ülkenin yurtsever devrimcilerine karşı sürdürülen Ergenekon tertibini bozdu. Silivri duvarları yıkıldı.             Bu gelişmeler aynı zamanda iktidar partisi AKP’nin arkasındaki halk desteğinin de azalması anlamına...

Continue reading

200 yıl önceki Şam ulemasından daha gerideki iktidar!

Geçtiğimiz günlerde İstanbul Sultanbeyli’de ve Sakarya’da Kuveytli ve Filistinli Selefici iki sözde din adamının Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı camilerde vaaz vermesi kamuoyunda tartışıldı.             Dikkat çekici nokta iki camideki vaazlara, yurttaşların gösterdiği büyük ilgi, yaşanan izdiham, dışarılara taşan kalabalık oldu.             Elbette böyle bir manzaranın; iktidarın koruması, teşviği, desteği olmadan yaşanması...

Continue reading