Sorunu çözecek ülke, sonuç alacak hamle!

İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Balfour’un, Siyonist hareketin liderlerinden Rothschilde’a; Hükümet’inin, Filistin’de bir Yahudi devletinin kuruluşuna destek vereceğini bildirdiği 1 Kasım 1917 tarihini, sorunun başlangıcı olarak alırsak, tam 104 yıldır Filistin halkı emperyalizm destekli Siyonizmin saldırısı altındadır ve büyük acılar çekmiştir.

İsrail şimdi de, Filistinlilerin elinde kalan son toprak parçalarına gözünü dikmiştir. Kudüs’ün Arap bölgesinden ve Batı Şeria’da elde kalan son topraklarından Filistinlileri insanlık dışı yöntemlerle sürmek peşinde.

İsrail’in son saldırısı neden gerçekleşti; bu konuda çok şey söylenebilir. İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar bölgede sömürgeci güç olarak bulunan İngiltere, Balfour’un deklarasyonunda açıkladığı hedefinin gerçekleşmesi için bütün gücüyle çalıştı. Sonrasında da bu misyonun başına ABD geçti.

Ama hiç şüphe yok ki son 70 yıl içinde başta NATO üyeliğiyle Türkiye’nin ve özellikle bir kısım Arap ülkesinin izledikleri politikalar, Siyonistlerin, bu 104 yılık zulüm politikasını sürdürebilmesinin esas nedenidir.

İran ve Suriye

Bu konuda söz söylenmeyecek belki de sadece iki ülke vardır: İran ve Suriye. İran gerek Filistinlilere yaptığı yardımlar, gerekse Lübnan ve Suriye’ye sunduğu destek ile İsrail saldırganlığına karşı mücadelede üzerine düşeni fazlasıyla yaptı ve yapıyor.

Son saldırı sırasında İsrail’in meşhur “Demir Kubbe”sini aşarak Tel Aviv ve Hayfa gibi İsrail şehirlerini vuran füzeler İran kaynaklıydı. Başta Hamas olmak üzere bütün Filistinli örgütler, İran’ın bu hayati desteğini her fırsatta söylüyorlar. Şehit Kasım Süleymani’nin, özellikle Filistin halkının direnişine olan katkısını takdirle anıyorlar.

Suriye en başından beri İsrail saldırganlığına karşı mücadele etti. Hamas’ın karargâhı, iç savaşın başladığı 2011 yılına kadar Şam’daydı. İsrail füzelerinin hala ikide bir Suriye hedeflerini vurması da bu ülkenin İsrail için ne ifade ettiğini yeterince açıklıyor.

Diğer Arap ülkeleri için fazla bir şey söylemeye gerek yok. Başta Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere bir çok Arap ülkesi Filistinli kardeşlerinin yanında değil, ABD’nin parmağına bakarak İsrail’in yanında yer aldı. Bu ülkeler yaşanan trajedinin, İsrail ile birlikte asli sorumlularıdır.

Türkiye

Filistin sorununda 104 yıllık kanlı oyunu bozacak biricik ülke Türkiye’dir.

Türkiye; ekonomisi, askeri gücü, nüfusu, yetişmiş insan gücü, bölge ülkeleri içindeki ağırlığı ve tarihten gelen eşsiz müktesebatı ile bütün bölge ülkeleri içinde farklı bir konumdadır.

Bütün bu özellikleri ile Türkiye’nin bugüne kadar Batı ittifakı içinde yer alması, emperyalizmin, bölgeye yönelik saldırılarında elini güçlendirmiştir.

Ama Türkiye kamp değiştirirse kelimenin gerçek anlamıyla deprem olur. Bu gerçeği en iyi ABD bilir.

Son yıllarda Türkiye’nin bir çok konuda Batı İttifakından farklı davranmasının deyim yerindeyse ABD’yi panikletmesinin nedeni budur.

F-35 programından Türkiye’nin çıkarılması, CAATSA (ABD’nin Yaptırımlarla Düşmanlarına Karşı Koyma Yasası) yaptırımları, S-400’ler dolaysıyla yöneltilen tehditler, Halkbank davası ile verilen gözdağı vb. vb. “elden kaçmakta” olan Türkiye’yi, eski konumunda tutabilme gayretleridir.

Onun için Filistin sorununun çözümünde kilit ülke Türkiye’dir.

Sorunu çözecek hamle

Filistin sorununu çözmede sonuç alacak hamle ise Türkiye’nin Suriye ile derhal normal ilişkilere geçmesidir.

Ankara, Şam ile derhal el sıkışacak, büyükelçisini gönderecek, Fırat’ın batısında şu anda kontrol ettiği bütün toprakların Suriye’nin meşru hükümeti tarafından yönetilmesine yardımcı olacak ve TSK, Fırat’ın doğusunda Suriye Ordusu ile birlikte ortak harekat yaparak buradaki PKK (gerçekte ABD) varlığını sona erdirecektir.

Türkiye bu hamleyi yaptığı zaman, İsrail’in, Filistin’e barış çubuğunu uzatmak zorunda kaldığını görecektir.

Çünkü Ankara Şam hattında dostluk ve işbirliği sağlandığı gün, bütün Batı Asya ülkelerinin birleşmesinin önündeki mevcut yegane engel ortadan kalkmış olacaktır.

Birleşmiş Batı Asya karşısında İsrail’in önünde, 1967 sınırlarına dönmek ve bağımsız ve egemen Filistin devletini tanımak dışında bir seçenek kalmayacaktır.

Aslında İsrail halkının da yararına olacak olan biricik çözüm budur.

104 yıl önce başlamış ve bugüne kadar çok büyük bir trajedinin yaşanmasının nedeni olmuş sorun, ancak bu şekilde çözülür.

Yani kilit ülke Türkiye’dir ve sorunu çözecek hamleyi yapmak, Ankara’daki iktidar sahiplerinin kaçınamayacakları bir zorunluluk halini almıştır.

Aksi taktirde sabah akşam en sert ifadelerle yapılan, “Filistin halkının yanındayız” sözlerinin hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur.