Sınır güvenliği nasıl sağlanır?

Bugüne kadar çeşitli ülkeler, sorunlu sınırlarında güvenliği sağlamak için setler ördüler, duvarlar inşa ettiler. 8800 km uzunluğundaki ünlü Çin Seddi’nin inşasına Milattan Önce 6. yüzyılda başlanmış ve yaklaşık 2000 yıl sürmüştür. Orta Asya’nın savaşçı göçebe toplumlarının zaman zaman Çin’in içlerine kadar uzanan hakimiyet alanları yaratması, Seddin, işe ne kadar yaradığını tartışma konusu yapmıştır. Son olarak 1200’lü yıllarda...

Continue reading

Türkiye kamp değiştirince yer yerinden oynar!

“Bırakın Çin uyusun. Çin uyanırsa yer yerinden oynar.”  Bu sözün Napolyon’a ait olduğu söylenir. Doğru mudur, bilinmez. Napolyon’un bu sözü söylediği rivayet edilen yıllarda Çin, binlerce yıllık imparatorluk mirası, büyük nüfusu ve o günün ölçülerinde devasa ekonomisi ile dünyanın en büyüğü idi. Çin, 19. Yüzyılın başında tek başına dünya ekonomisinin yüzde 60’ı kadar bir büyüklüğe sahipti. Ama Batı Avrupa ve Amerika Sanayi Devrimi’ni...

Continue reading

İki dava, iki mahkeme salonu

Ergenekon davasında sanık, Ergenekon Hakim ve Savcılarının Yargıtay’da yargılandığı davada ise “Şikayetçi-katılan” olarak bulundum. İki davanın Mahkeme salonlarının manzarası arasında dağlar kadar fark vardı. Bu açıdan yapılacak basit bir kıyaslama ibret verici derslerle doludur. Haklı-haksız, doğru-yanlış, ümit-ümitsizlik, adalet-adaletsizlik, başı dik-onurlu yaşam ile zillet içinde ömür tüketme gibi kavramların, iki mahkeme salonunun...

Continue reading

İslamiyet, Hz. Ali, Muaviye

“İslamiyet, Hz. Ali, Muaviye konularına tarihsel olarak bakmak gerekir; 7. Yüzyıl koşullarında iktidara kim gelirse gelsin, feodal medeniyet programı dışında uygulayabileceği bir program yoktu” şeklinde özetleyebileceğimiz görüş, son günlerde Aydınlık sayfalarında ve çeşitli platformlarda dile getirildi. Sayın Rıza Zelyut ise birkaç gündür Aydınlık’taki köşesinde bu görüşü eleştiriyor. Bir de sosyal medyada bu tartışmanın üzerine atlayan, “Bakın...

Continue reading

Geleceğe değil geçmişe bakan ülke!

Çok kabaca söyleyecek olursak, Diyanet İşleri Başkanlığına Bütçe’den ayrılan pay, Türkiye’nin geçmişe yaptığı yatırımdır. Başka bir ifadeyle geçmişi canlandırmak için yaptığı yatırım. TUBİTAK’a ayrılan pay ise Türkiye’nin geleceğe yaptığı yatırımdır. Elbette geçmişe ve geleceğe yapılan yatırımlar, sadece bu kurumlara ayrılan paylardan ibaret değildir. Örneğin Milli Eğitim için ayrılan bütçe gerçekte nasıl kullanılmaktadır, neye...

Continue reading